Ana içeriğe atla

Translate

Önemli Açıklama!

Burada paylaştığım ve paylaşacağım her türdeki eser, tamamıyla ve yalnızca bana aittir. Farklı bir platformda, eserlerimden izinsiz alıntı yapanlara, eserlerimin tamamını veya bir kısmını kopyalayanlara karşı, her türlü hukuki süreci izleyeceğime emin olabilirsiniz.

Yalnızca kaynak gösterilmesi ve izin alınması koşuluyla alıntı yapılabilir.

Üstelik bu platformda; gelişmeyi desteklemeyen hiçbir eleştiri, dikkate alınmamaktadır...

NkO - 11 / Örgü Yelek



 

   Tin. Tin. Titin... Tintitin... Annesinin yanına oturmuştu İpek ve en sevdiği oyuncak ayısı Pamuk'la oynarken, yağmurun pencerede süzülen damlalarına baktı. Tin, tin sesleri yağmurla birlikte artıyordu ve Pamuk'un başını okşayıp sarıldığında, meraklı bir edayla gülümsedi. Annesinin bu artan ritme tepkisini merak ediyordu en çok da. Yanı başında örgü örmekle meşgul olan annesinin dizine koydu başını. İşaret parmağını, havaya kaldırıp pencereden aşağı doğru süzülen, yağmur damlası ile yarıştırıyordu şimdi de. Örgüye kısacık bir ara veren annesi, karnını gıdıklayıp elini öptü. Kahkahalara boğulan İpek, sevimli ayısını düşürmemek için daha çok sarıldı. 

   Annesi günden güne örgüyü tamamlamaya yaklaşıyordu. Pamuk'un elinden tutup annesinin yanına giden İpek " Ne örüyorsun anneciğim? " diye sordu merakla.

" Sana yelek örüyorum kuzum, hem bak en sevdiğin, turuncu renkte. " 

" Aaa... Düğmeleri de olacak mı peki? "

" Sen istersen tabii olur canım. "

" Oov! Pamuk seninle kalsın anne. " dedikten sonra bir koşu gidip dolaptaki küçük kutusunu açtı. İçinde o güne dek biriktirdiği tokaları, bilyeleri ve çeşitli düğmeler vardı. Turuncuya çok yakışır diye düşünüp; mavi, sarı, yeşil ve mor renkli düğmeleri avuçlayıp hızlıca annesinin yanına döndü.

" Düğmeler bunlar olsun mu anneciğim? "

" Kutundaki düğmelerin mi? "

" Hı hı... "

" Peki olsun bakalım. Hepsi de çok güzelmiş. " diyerek İpek'in saçlarını okşadı annesi. İpek ise, ellerini yumruk haline getirerek çenesine yaslayıp yeleği izlemeye koyuldu.

   Sonraki iki, üç gün boyunca sabırla bekledi İpek. Bir yandan da kar yağmasını istiyordu. Çünkü kar yağarsa, yeleği kendisini soğuktan daha iyi korurdu. Hem belki kalan düğmelerini de yapacağı kardan adam için kullanırdı. Üşümemeliydi kardan adam, düğmeleri olmalıydı ki paltosu olsundu. O akşam annesi yeleğin örgüsünü bitirdi ama, düğmelerin eklenmesini ertesi sabaha bıraktı. Artık geç olmuştu ve haliyle uyku vaktiydi. Pamuk'u çok severdi ve hatta ona gözü gibi bakardı İpek. Ona sarılmadan da uyumazdı hiç. 

O gece annesi uyuduğunda sessizce yatağından aşağı indi ve Pamuk'u da yanına alarak oturma odasına girdi. Kanepeye çıkıp parmaklarını yeleğin üzerinde gezdirdi. Yumuşacıktı ve giydiği zaman sıcacık olacağını düşündü. Fakat hem tamamlanmadan yeleğe daha fazla dokunmaya cesaret edemedi, hem de çok uykusu gelmişti. 

" Canım yeleğim. " diyerek başını yeleğin üstüne koyup gözlerini kapadı. Yün iplik yanağını ve burnunu kaşındırınca gülümsedi İpek. Sonra tekrar oturdu ve ayıcığını yeleğe sarıp onun sıcacık uyumasını istedi. Bu kez ayıcığın karnına kafasını koyup huzurlu bir tebessümle uykuya daldı. Gece su içmek için uyanan annesi ise, İpek'in yüzündeki tebessümü görünce yerine yatırmaya kıyamadı ve sessizce üzerini örterek saçlarından öptü.

Yorumlar

Posta Kutusu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Lemi Blog

Lemi Blog
Lemi Blog