Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ocak, 2021 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Translate

Yasal Koruma Logosu

VayLemiGencay © 2017 by Vay Lemi Gencay is licensed under CC BY-NC-ND 4.0

Önemli Açıklama!

© 2017 - 2026 Vay Lemi Gencay. Tüm Hakları Saklıdır. Bu sitedeki tüm içerikler Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International (CC BY-NC-ND 4.0) lisansı ile uluslararası koruma altındadır. Bu blogda (blogspot.com) yayınlanan tüm şiir, öykü, deneme ve diğer edebi eserlerin telif hakları münhasıran Vay Lemi Gencay'a aittir. Sitede yer alan hiçbir içerik; 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca yazarın yazılı izni olmaksızın kısmen veya tamamen kopyalanamaz, çoğaltılamaz, dağıtılamaz, ticari amaçla kullanılamaz veya başka dijital platformlarda (web siteleri, sosyal medya vb.) yayınlanamaz. Paylaşım ve Alıntı Şartları: Eserlerden yalnızca kaynak gösterilerek, aktif link verilerek ve eserin bütünlüğü bozulmayacak şekilde (en fazla 1-2 cümlelik) kısa alıntılar yapılabilir. Aksine davrananlar hakkında yasal yollara başvurulacaktır.

Bi'nebze

  Geceleri seviyorum. Hani üzerimizde pijamalarla, kahve içerken veya kitap okurkenki halimiz. Bununla birlikte gecenin karanlığı gibi üzerimize çöken düşüncelerimiz... Bilemem, bu vakitlerde bir boşluk, yarım kalmışlık hisseder misin? Sen dert etme şimdi bunları deseler, onu da bilemem. Lakin, yüreğinde bir boşluk hissedersen, endişe etme isterim. Çünkü senden bi'nebze kendime ayırdım... Geceleri dumanı tüten kahvem, üstüne tarçın serptiğim sahlep; bi'nebzen ile ferahlatıyor gönlümü...  Bundandır, doyamayıp da; senden bi'nebze daha bulmak için kitabımı sayfa sayfa aralayışım... Bundandır, her satır başında seni arayışım...

Ön Söz / Krizantemler

  Krizantemler ... Şiir, uzunluğu ve meşakkatleri öngörülemeyen bir yolculuğa benzer aslında. Şiirin önüme serdiği yolculuğa ilk adımımı attığımda; şu sayıda şiir yazar, sonrasında gelecek şiirlerime ikinci bir eserde devam ederim diye düşünüyordum. Naçizane serbest şiire örnek teşkil eden Tram'Vay! da, işte bu ilk adımlarımı sergilemekte. Yanlış anlaşılmasın, şiirde acelecilikten imtina ederim. Fakat Krizantemler'i nitekim bir sabırsızlıkla sizlere sunuyorum.  Çünkü serbest şiirle birlikte bu eserimde sizlere, küçük düzyazı şiirlerimi de takdim etmek isterim. Bu sebeple; serbest tarzda düzyazı şiirleriyle Krizantemler , Vay Lemi Gencay 'dan sizlerle...

Hey! Kleo...

  Benimkisi ürkek üç, beş bakıştan ötesi değildi, Böyle deyince pek az geliyor kulağa, Gerçi hoş, seninkisi de bundan ötesi değildi, Bana bakınca ne hissettiğini bilememekteyim, Fakat cıvıl cıvıl o ışıltına bakılırsa, Güzellikler gördüğünü ümit etmekteyim,   Bense o iki saniye içinde, Sakkara'nın gizemli kumlarını sığdırdım, Titreyen göz bebeklerine,   Belki de bakışlarında,  Nil'in tutkun sularını gördüğüm için, İsmini telaffuz etmeye kıyamayıp, Kleo dedim sana içten içe, Kleopatra'yı da yad ederek,   İyi, hoş da, bakışmadan ötesi olmadı mı? Sorusu gelir sabırsızlar ordusundan, İki saniye, bir bakışta, Koca uygarlığı tattım, Bunun heyecanı, çekimi içinde çarpar yüreğim, Nasıl olurdu da, ötesini isteme kabalığına düşerdim, Tebessümünde huzurlu bir Gize akşamını seyre daldım, Nasıl, birkaç kelam edip de, Bu asil sessizliği hoyratça bölerdim... Dipnot: Bu şiir, Sıyrık Dergisi 8.sayıda yer almaktadır.

Krizantemler'e Selamlar...

     Kasımpatı... Sayende Kasım aylarını sevebileceğim çiçeğim. Genelde insanlar seni bu isminle tanıyor imiş. Tuhaftır, bense seni John Steinbeck'in en sevdiğim öyküsüyle tanıdım. Öyle büyük bir etki bıraktı ki, mutlaka aynı başlıkta bir kısa öykü dizisi kaleme almalıyım diye düşündüm okur okumaz. Öte yandan isminin telaffuzundaki hoş tını ve zarafetine, ancak şiirlerin layık olacağını hissetmekteydim. Pek sık şiir kaleme alan biri değilim, yeni bir eser de neyin nesi olur? dedim kendime.  Sende hissettiğim zarafet öylesine güçlüydü ki, çekimserliği bir anda kenara bırakıp işe koyuldum. Charles Baudelaire ustadan aldığım ilhamı da katarsak, ismini taşıyacak yeni eserim, küçük düzyazı şiirleri de içinde barındırmalıydı bana göre. Utanma ama, şu sıradan sayılabilecek kapak için bile, dört gün boyunca titizlikle çalıştım. İşte böyle benim zarif çiçeğim... Şimdi bizlerlesin özetle. Ah, umarım Charles Bey'den usta diye bahsettiğim için, düzyazı şiirlerimden yana büyük ...

Dijital Minimalizm Üzerine Düşünceler

   Konuya değinmeden önce, beni bu felsefeyle tanıştıran kitaptan bahsetmeyi uygun görüyorum. Kitabımız, Cal Newport 'tan Dijital Minimalizm . Kitaba dair incelememi de, küçük düzenlemeler yaparak sizlerle paylaşayım.     Muhteşem... Evet dijital minimalizm felsefesini tek kelimeyle özetlemem gerekse, seçeceğim kelime muhteşem olurdu ancak. Bu incelemeyi de naçizane şöyle özetlemek isterim. Sosyal medyayı sık kullanan biri değilim. Akıllı telefonlara dair de ciddi bir bağımlılığım olmadığını söylemeliyim. Fakat elimde tuttuğum telefon, muhtemelen kullandığım son akıllı telefon olacaktır. Günümüzde nostaljik sayılan tuşlu telefonları çok özlemiştim hem. Bu kitap benim gibi - dijital asosyal - birisine bu etkiyi bıraktıysa, bir de sizler okuyun derim...    Kitabı okuduktan birkaç hafta sonra, ilginçtir, mesajlaşma uygulamalarının güvenilirliği ciddi derecede tartışılmaya başlandı. Neyse ki gündem, öngördüğümden de çok hararetlenene kadar, bu felsef...

Akşamüstü Güncesi

    Tuhaftı yine bu rüyam da, Mahallenin aşağısında yepyeni bir kütüphane, Eh, biraz da kafeden hallice ama olsun, hoş, Henüz akşamüstü bile değil vakit ama, Güneş çoktan yola koyulmuş ufukta,   Zifiri bir yalnızlık saklı simalarda, Beni soracak olursan, Kar yağarken şemsiye taşıyanlaradır sitemim, Kum gibi yağan kar, uğrarken kirpiklerime, Işıl ışıl olan tek çatıydı bu kütüphane, Görsen, her odasında ayrı bir şömine, Her köşesinde ayrı bir hengame,  Sanırsın içeridekilerle birlikte taşınmış mahallenin, Tüm renkleri kütüphaneye, Sahi, sebep neydi bu neşeye? Çıtırtıları yankılanan şömineler mi? Yoksa her odadan yükselen iki tutam muhabbet mi? İçeri attığımda adımımı,  Yanaklarımı kızartıp burnumu utandıran, Tenimi buram buram okşayan, Mis gibi kokun selamladı bakışlarımı, Ne de güzel bir çatının altındayım öyle,  Tüm odalarında aynı heyecanla, Kucaklıyor yüreğimi, vuslatın,   Kapının ardındaki kış kadar keskin, Dağ kekiği gibi ferah, Reyhan kokuyor tebe...

NkO - 10 / Reyonda Düğün

       Görevliler zemini paspaslayıp güzelce temizlerken, uyanma vakti gelmiş demekti, ahali için. Beş, on dakikaya kalmaz açılırdı market. Ahaliyi mi sordunuz? Onlarsa manav reyonunun müdavimlerinden; Portakal, Greyfurt, Mandalina, Muz, Kestane, Kivi, Nar, Havuç ve paket içinde bulunan Mantar'dan ibaret işte. Tadına doyum olmazdı yine Muz'un. Alışkanlığı üzere, yine küçük siyah ayakkabıları ile uyumuştu. Birkaç kıvrım saçını düzelten Nar'a günaydın diledi. Nar pek oralı olmadı, yine içi dolup taşıyordu çünkü.  Bu sabah da, - yine bıkıp usanmadan - ilk kimin gideceğini ve insanların evine misafir olacağını tartışıyorlardı. Bu curcuna sürüp giderken nihayet market, müşterilerine açılmıştı. Havuç neşeyle gülüp tartışmayı sonlandırdı. Yine de kendini tutamayıp " O değil de, bu mantarları ne diye sıkıca pakete koymuşlar anlamadım? " diye sordu. Kestane için bu kolay soru, pek bir övündüğü bilgeliğini ortaya koyması için fırsattı. " Sen bilmezsin onun huyunu. Orm...

Başarı ve Süreklilik İlkesi

Geçenlerde üzerinde düşündüğüm bir konu vardı. Kimi zaman düşüncelerime daldığımda, kendimi sosyolojik araştırma alanlarının içerisinde buluyorum. Tabii sosyoloji dalının bu düşüncelerimle doğrudan ilgilenip ilgilenmediğinden emin değilim. Her neyse, bu kez düşündüğüm konu; insanın elde ettiği başarısı ve bunun çevresine yansımaları. Hele ki bu başarı sürekli bir hal alıyorsa... Ortaya koyduğum ilk tespit, aslında sosyal çevremiz açısından oldukça yıkıcı bir etkiye sahip olabilir. Çünkü pek az kişinin bu farkındalığa eriştiğini gözlemledim. Sizi gerçekten çok seven ve size dair bir menfaati, beklentisi olmaksızın değer veren nadide dostlarınızı bir kenara koyarsak; diğer herkes, - buna gerçekten de çevrenizden herkes dahil olabilir - başarınızı bir nebze olsun size yakıştıramayacaktır. Daha da ötesi bu durum, kıskançlığa ve hatta kine dek uzanabilir. Kimi olasıklarda ise başarınız, size değer verdiğini düşündüğünüz kişilerce, içten içe küçümsenerek görmezden gelinecektir.  Peki ya ...

Posta Kutusu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Lemi Blog

Lemi Blog
Lemi Blog