Ana içeriğe atla

Translate

Önemli Açıklama!

Burada paylaştığım ve paylaşacağım her türdeki eser, tamamıyla ve yalnızca bana aittir. Farklı bir platformda, eserlerimden izinsiz alıntı yapanlara, eserlerimin tamamını veya bir kısmını kopyalayanlara karşı, her türlü hukuki süreci izleyeceğime emin olabilirsiniz.

Yalnızca kaynak gösterilmesi ve izin alınması koşuluyla alıntı yapılabilir.

Üstelik bu platformda; gelişmeyi desteklemeyen hiçbir eleştiri, dikkate alınmamaktadır...

NkO - 13 / Mini Petit Beurre...

 

 

   Bugün dükkanı erken kapatmıştı Sahir. Geçenlerde Hande'den aldığı taba renkli, deri ceketini sırtına geçirip fötr şapkasını da taktı ve esnaf komşularına hızlıca selam vererek çarşıdan ayrıldı. Mahalle meydanına doğru giderken aklı halen, otobüste gördüğü o kızdaydı. İsminin anlamı gibi uykusuzdu Sahir, o yüzden onu düşünüp de hüzünlenme vaktini geceki yürüyüşlerine saklayabilirdi. 

Salkımlı Meydan'a yaklaşırken yine bir Zeki Müren şarkısı mırıldanmaya başladı.

" Erkilet güzeli bağlar bozuyor, amanın amaaan, yar yandım aman. Kirpikleri kalem olmuş yazıyor, canııım, canııım. "

" Tek tek basaraaaktan. "

" Bade süzereeekten. "

" İnci dizereeekten. "

" Gel caaanım, gel amaaan... "

" Ooo Caniko! "

" Ooo Aliko! "

Bu güzel resital sona erince Aliko ile kucaklaştı. Sahir, tıpkı Hande'nin olduğu gibi Aliko'nun da çocukluk arkadaşıydı. Hele ki Aliko ile her görüştüklerinde, geyik muhabbetinin dibine vururlar ve çoğu kez yalnızca kendileri eğlenirlerdi.

" Hah yine delirdiniz, yine... " diye sitem ederken gülümsedi Güzide.

Bu sırada Sahir'le Aliko, karşılıklı oynamakla meşguldü.

" Yahu Aliko'm, ver bakalım karton bardakta bir sahlep. İşin yoksa yürüyelim seninle azıcık. "

" Olur, neli olsun? Tarçınlı, vanilyalı, güllü, ballı, zencefilli. "

" Sen vanilyalı ver bu sefer. "

" Yalnız ceket fenaymış he. "

" Öyle ya, Hande'den aldım. "

" Aaa yürürken onlara uğrayalım, ben de bir şeyler bakacaktım. "

Aliko sahlebi hazırlarken Sahir de, Güzide ablasıyla sohbete daldı. O sırada dükkana annesiyle birlikte İpek geldi. Turuncu yeleğini giydiği için neşeyle, koşar adım ilerlerken kıvırcık, kumral saçları dalgalanmaktaydı. 

" Vay, vay kim gelmiş? Nasılsın cimcime? "

" İyiyim Sahir Abicim, sen nasılsın? "

" Seni görünce kim, nasıl kötü olsun prenses? Yalnız yeleğin de çok yakışmış hani. "

" Annem ördü, bak düğmelerini de kendim seçtim. " derken tüm sevecenliğiyle gülümsüyordu. Annesi, Güzide'yle sohbet edip örgü dergilerini sormaktaydı. İpek biraz da utanarak " Ali Abicim, şu sahlepli şekerlerden var mı? " diye sordu.

Aliko müşterilerine, sahlebin yanında sahlepli kremini ikram ediyordu. 

" Tabii ki var küçük hanım, al bakalım. " diyerek bir paket kremini verdi. Paketi elinde tutunca şaşırıp kararsız bir ifadeyle Aliko'ya baktı.

" Ama bu çok fazla Ali Abi. Ben sadece bir tane istemiştim. "

" Tamam işte, ben de bir paket verdim. Hadi, hadi, afiyet olsun prenses. "

" Çok teşekkür ederim. " derken el yordamıyla paketi açıyordu.

" Bunları da al bakalım. " diyen Aliko, küçük bir tabakta mini petit beurre bisküvilerden getirdi. Artık müşterilere bunlardan da ikram etmekteydi. Bisküviyi gören İpek, bu kez daha da şaşırdı.

" Aaa, ufacık bisküviii! Bunları nereden aldın Ali Abicim? "

" Bakkal, Hüseyin Amcamız sağ olsun canım. "

" Oley, tamam, biz de alırız, çok sağ ol. " deyip küçücük bisküvileri bir süre seyrettikten sonra, sırayla yemeye koyuldu.

" Aman, aman, kurban olduğum. " diyen Sahir abisi, saçlarını okşadı.

" Ee, bisküviler de yendiğine göre şimdi ne zamanı bakalım? " diye sordu Aliko.

" Uçak zamanııı. "

" Yuppii... "

Bunun üzerine Sahir ve Aliko, İpek'in elinden tutarak onu havaya kaldırdı ve birkaç kez ileriye doğru salladı. İpek ise neşe içinde " Heyoo, oleey, huuuv, yuppiii... " gibi tepkiler vererek gülüyordu. Annesi ve Güzide, gülümseyip İpek'i izlerken, İpek ise, abilerine teşekkür edip zıplaya zıplaya dükkana girdi. İpek'e el sallayan Aliko ve Sahir, meydanda yürüyüşe koyuldular.

" Bu vanilyalı da iyiymiş he. "

" Bizde kötüsü ne gezer be Caniko? "

" Sen bu sahlebi elli lira falan yap bak, yirmi lira olunca insanlar garipsiyor. "

" Yok yok, iyi böyle fiyatı. Kafelerde adamlar, marketten aldıkları sahlebi fincanda en az elli liraya satıyorlar. Bizde hem hesaplı, hem de gerçek sahlep. "

" Ondan diyorum ya işte. Gerçi ohoo, biz çocukken Güzide Abla üç liraya satıyordu. "

" Şimdi de limonatayı yirmi liraya satıyoruz, " deyip gülen Aliko, " heyt be! Çarşıda, pazarda falan bir liraya ne limonata satardık çocukken. " diye devam etti. Sonrasında Sahir, otobüste gördüğü kızdan bahsetti ve laf, lafı açarken Hande ve ablası Ayça'nın butiğe geldiler. Barış Manço'nun soyadına ithafen dükkanın adı Manço Butik'ti.

" Vay, kimler gelmiş, hoş geldiniz gençler. "

" Hoş bulduk Ayça Ablam, nasılsın? "

" İyiyim, sizleri sormalı? Yalnız ceket çok iyi olmuş Sahir. "

" Aa siz mi geldiniz? İyi, iyi. " diye araya girdi Hande. 

" Tabii biz geldik, kim olacaktı ya başka? " diyerek her zamanki gibi Hande'ye takıldı Sahir.

" Vallahi ben gücenmedim değil. Vermişsiniz Sahir'e en güzel ceketi, montu. Bana bir şey yok be kardeşim! "

" Seç, beğen istediğini Aliko'm. " dedi Ayça tebessüm ederek. 

" İçi polarlı oduncu gömleği bakıyordum. Ama böyle ceket tarzı olanlardan. "

" İçi polarlı mı? " derken ablasına bakmaya başladı Hande.

" Ya bırak gardaşım gel gidelim, ben cahille sohbeti kestim yahu. " 

Sahir sitem etmeye başlayınca, Ayça yüzünü ellerinin arasına alıp güldü.

" Ya saçmalama be! Nerede olduğunu düşünüyordum, heh şuradaydı. " diyen Hande, birkaç model gösterdi. " Sen gömlek giymezdin, hayırdır? " diye de ekledi.

" Öyle tabii canım. Sweatshirtlerin üstüne düşünüyorum zaten. "

" Müşteriye hesap soruyor, hey Allah'ım! " deyip yine ortalığı karıştırdı Sahir.

" Hiç deme caniko. Tamam şu kırmızı renkli güzelmiş. "

Aliko gömleği denedi ve çok beğendi.

" Hah! Şahane oldu kardeşime. Al bakalım Hande bunu. "

Hande'nin avucuna sahlepli şekeri bıraktı Sahir.

" Bu niye şimdi ya? "

" Ee, gömleğin ödemesi işte. "

" Yeter artık, gözlerim yaşardı. " diyen Ayça yeniden kahkahaya boğuldu.

Yorumlar

Posta Kutusu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Lemi Blog

Lemi Blog
Lemi Blog