Mayıs ayının son günlerine gelindiğinde, ilk kez tam anlamıyla düzenimi oturtmuştum. Aslında tramvay karavanım için daha muzip bir isim düşünüyorum ama şimdilik Palas Pandıras Köşkü iyidir. Çifte vagonu, müze gibi dizayn edilen ahşap evleri derken asıl probleme çözüm üretmeyi unutmuştuk. Taşındığımı öğrenen ailem ve komşularımız, karınca disipliniyle yemek getirir olmuştu. Fazladan birkaç buzdolabı almayı düşünmüyor değilim. Kafeden arta kalan zamanlarda bahçe düzeni ile meşgul oldum. Bu arsa eskiden park olduğu için, daha çok çiçeklerle donatmaya çalıştım. Parkın içindeki asfaltlı yolu kaldırıp yerine -İpek'in fikri üzerine- içerisi çiniyle bezenmiş su yolları yaptırdım. Çiçekler, asmalar, su yolları ve küçük havuzlar değil de; inşaat sırasında getirilen büyük ağaçlar beni düşündürüyordu. Neyse ki hiçbirinde sıkıntı olmadı ve yerlerini sevdiler. Karavanımda durum tıkırında giderken Yirmi Adım Kahvesi ve Körüklü Kahve'de, işler tahminimin ötesinde gelişti. Mahallemi...
Hayallerim var benim, gerçekleşmeyeceğini bildiğim ama mutlu eden... 🌹💃🏼