Sabah erkenden koyuldum yola,
Sırtımda en sevdiğim hırkam,
Bir de meltemin savurduğu,
Boynumdan süzülen fularımla,
Gözüm görmedi,
Almadım bu sefer kokusunu,
Her seferinde önünden geçtiğim,
Fırındaki simitle çayın,
Kapıldım,
Hırkamı dalgalandıran melteme,
Daha sana kavuşamadan,
Getirdi kokunu, yüreğime,
Parka vardım nihayet,
Kavuştum sana,
Şimdi sen,
Nisan sabahına uyanmış bir erguvansın...
Kendimi tutamadım,
İçime çektim kokunu,
Ama kıyamadım,
Çiçeklerini okşamaya,
Rüzgar kıskanmış olacak ki,
Kopardı seni ağaçtan, savurdu toprağa,
Dayanamadım,
Göğsüme iliştirdim seni, kibarca...
Şimdi sen,
Nisan sabahına uyanmış bir erguvansın...
Her bahar günü adımlıyorsam,
Leylakların gölgesinde,
Zülfün telindendir,
Dokunmadan geçemiyorsam,
Hanımelinin çiçeklerine,
Gamzesi narin tebessümündendir,
Bilesin;
Çünkü sen,
Nisan sabahına uyanmış bir erguvansın...
Şimdi sen,
Nisan sabahına uyanmış bir erguvansın...
Her bahar günü adımlıyorsam,
Leylakların gölgesinde,
Zülfün telindendir,
Dokunmadan geçemiyorsam,
Hanımelinin çiçeklerine,
Gamzesi narin tebessümündendir,
Bilesin;
Çünkü sen,
Nisan sabahına uyanmış bir erguvansın...
Dipnot: Bu şiir, Sıyrık Dergisi 6.sayıda yer almaktadır.

Son diziye bayıldım. Kaleminize yüreğinize sağlık.
YanıtlaSil