Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Tram'vay! etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Translate

Yasal Koruma Logosu

VayLemiGencay © 2017 by Vay Lemi Gencay is licensed under CC BY-NC-ND 4.0

Önemli Açıklama!

© 2017 - 2026 Vay Lemi Gencay. Tüm Hakları Saklıdır. Bu sitedeki tüm içerikler Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International (CC BY-NC-ND 4.0) lisansı ile uluslararası koruma altındadır. Bu blogda (blogspot.com) yayınlanan tüm şiir, öykü, deneme ve diğer edebi eserlerin telif hakları münhasıran Vay Lemi Gencay'a aittir. Sitede yer alan hiçbir içerik; 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca yazarın yazılı izni olmaksızın kısmen veya tamamen kopyalanamaz, çoğaltılamaz, dağıtılamaz, ticari amaçla kullanılamaz veya başka dijital platformlarda (web siteleri, sosyal medya vb.) yayınlanamaz. Paylaşım ve Alıntı Şartları: Eserlerden yalnızca kaynak gösterilerek, aktif link verilerek ve eserin bütünlüğü bozulmayacak şekilde (en fazla 1-2 cümlelik) kısa alıntılar yapılabilir. Aksine davrananlar hakkında yasal yollara başvurulacaktır.

Ön Söz / Tram'Vay!

    Bu tramvay seyahat eder, Gece boyu, Bu tramvay biraz kalabalıktır, Köşe bucak dizelerle dolu,   Tramvaya eklenen her şiir bana bakınıyor, Bense en arkadayım, Sırtımda hırkam, Üzerimde pijamalarım.. Not defterim cebimde, Elimde kalemim, Dizimde kitabım..   Tramvayın kapısında hoş bir tıkırtı,  Not alıyorum, Her durakta doluveren dizeleri, Sarmaşıklardan bahar kokusu getiriyor, Havada süzülen mahur meltemi, Son durak şimdi ufuktadır, Dolunayla durağa vuruyor, İğde ağacının gölgesi,   Arka koltuğa uzanıp dolunayı seyrettim, Gece boyu, Gönül dolusu hasretle şiirler karaladım, Bil istedim...   İlk şiir kitabı ve mahlasındaki ilhamlardan biri olan "Tram'Vay!" Vay Lemi Gencay'dan sizlerle...

Bir Ağacın Gölgesinde

      Kulağımda piyano solosuyla, Kimi zaman Mirkelam, Kimi zaman da Sagopa'yla, Adımladığım kaldırımlardan, Anılar biriktiriyorum sırt çantamda,   Sokaklardayım bu aralar, Öyle gezip tozma hevesimden değil, Bir ağacın gölgesinde, Sana rastlama ihtimalini seviyorum, İnsanlardan pek bir uzak, Hayallerimi süslüyorum huzurla, Kafiyelerden biraz olsun uzak, Dizeler diziyorum kamelyada, Tam da köşendeki parktayım, Çocukluğumun geçtiği,  Ayazdan hallice şu günlerde dahi, Bahar meltemi olsan yürüyüşlerime,  Birkaç kelam, bolca sükunla, Eşlik eder misin adımlarıma? Bilesin, Her mevsim çiçeksin...

7.35 Tramvayı

    Yokuş aşağı salındım sokağa girerken, Duraktaki ahaliyi gördüm hemen dönüşte, Şehir ve doğa uykudayken, Yalnızca insanoğlu,  Kendi içinde kavga dövüşte, Gün doğumunu seyre daldım, Bulutlar süzülürken, on dört ton mavi saydım, Kaldırımdaki adımların kadar sükun bu sabah, Üstünde en güzel tonundan mavi kazak, Palas pandıras virajı alıyor, Altmış yedi model Düewag... Bir tane boş koltuk kalmamış, Ayakta da kimse kalmamış, Duraklar arası telaşı mevcut tramvayın, Körüğe yaslanıp da okuduğum, Kitaba kaçıyor bakışların, Birer saniyeden ibaret, Denk gelen üç beş bakışımız, Her seferinde aynı telaşımız, Alması temkinli, icazet... Bakışlarında merakı, gururu, hevesi gördüm, Sabrı, korkuyu, güveni de, Uykuyu, huzuru ve de neşeyi, Duygunun kaç tonu var, sayamadım yine de, Gökyüzünden onca ton kayboluyor, Her dakika, Aramızdaki boşluğa insanlar doluşuyor, Her durakta, Tuhaftır, hasretim sana en çok da, 7.35 tramvayında...   Bir veda bakışı sunamadan, Beliriverdi ineceğin dura...

232 Saat...

      Senden ayrı iki yüz otuz iki saat, Hesaplaması biraz zor, Sayması daha zordur zannımca, Şu an kaçıncı saati yaşıyorum, bilmiyorum... Biraz da o nedenle hesap ettim toplamını, Senden ayrı azı gitti elden, Çoğu kaldı... Dizelerimi ayırmak istemem, Hasretin karşıma dikilmiş bir duvar gibi yekpare, İki yüz otuz iki taştan yapılı saatlerce... Senden ayrı iki yüz otuz iki saat, Yaşaması biraz zor, Sabrı daha zordur bana kalırsa, İki yüz otuz ikiyi kolaydır yazması, Senden ayrısının ise, Pek bir ağırmış manası...

Sonbaharda Bir Akşamüstü

  Sonbaharda bir akşamüstü, Güneş, gölgemi adımlarıma sererken kaldırımda, Seni düşünürüm,  Kuruyan yaprakların hışırtısında, Sonbaharda bir akşamüstü, Rüzgar tenine uğradığında, Yüreğim ürperir zamansızca, Usul usul, Saçlarını savurduğunda, Gözlerim kamaşır dalgalarca, Sonbaharda bir akşamüstü, Kaleme aldığım dizeler karışıyor, Güneşin yorgunluğu ile rüzgarın çabası misali, Kelimeler yer bulamıyor kendilerine, Kalbimde adımlayan hisler misali, Sonbaharda bir akşamüstü...

Sarmaşık Durağı

    Yine aynı sokaktayım, Bu sokak içimi ürpertiyor, daraltıyor ruhumu, Pek sevimsiz görünüyor bu sefer, Gri gökyüzündeki pamuk gibi bulutu, Adım attıkça uzuyor sanki asfaltı, Geçmiyor zaman, duyulmuyor sesler, Neden her duvarı sarmaşık kaplı? Onca hülya arasında, dönüp dolaşıyor, Yine de ne yapıp edip bu sokağa çıkıyor hisler, Sahi, bu sokak çıkmaz mı?   Köşedeki sarmaşık kaplı duraktayım, İki adım atmam yetiyor, Mirkelam kadar yorulmaya, Benliğimden ıssız şuracıkta,  Haliyle otobüs beklemiyorum, Burada son satırları karalıyorum,   Bilesin, Bu cümle yüreğimin derinlerinden ulaşıyor, Sen bana uzak bir tebessümken çok güzelsin, Ne zaman bitecek bu rüya? Bitmesin...

Kederlerime Saklarım Tebessümü

    Mutlu olunca gülümseyemiyorum,  Kederlerime saklarım tebessümü,   Sadece değil neşemi, Pek çok şeyi,   Ancak gözlerimle anlatabiliyorum,  Hecelerime uğrarım gördüğümü, Kifayetsizler ordusuna dahildir kelimeler, Gayet tabii hissedebiliyorum,   Gördüklerimin karşısında her hece, Uçsuz bucaksız kördüğümü...

Seher Yeli...

    Bir seher vakti rast gelelim, Kuşların henüz uyandığı sokakta, Kızıldan turuncuya geçerken renk cümbüşü, Bir seher yeline denk gelelim, Hanımelinin gamzelerini selamladığı duvarda... 

Dağlar

  Dağların seher vakti titrediği dünyada, Ne kadar da dik başlı şu adımlarınız?

Bisküvi

    Çocukluğumun masumiyeti saklı, Biri damla çikolatalı, Biri kremalı, İki parça bisküvide... Mazinin sokaklarında bir afacan kaldı, Cepleri dolu dolu, Tasolar ve bilye ile... Nerede yitip gitti hakkı? Umut dolu ufacık adımların, Onca yarımlıklardan kalan, Ve bir siluet...

Gelmeli...

  Yeni ufuklar varsa koşacağım Mirkelam gibi, Çıkmaz sokaksa da şimdiden geri döneyim,  Adımladığım yolun sonu gelmeli,   Sanırım bazı şeyleri yanlış yapıyorum, Belki de her şeyi doğru yapıyorumdur, Yalnızlıklarıma açıklama gelmeli...

İki Kahve Arasında

    Bu gece şiir yazılmalı, İki kahve arasında, Soran olursa da yokum evde, Hele ki dizelerin yarısında, Sayılı gündür, çabuk geçer, Ömrümün son senesindeyim, Son gecede bile, Kitabımı okurken piyano dinleyeceğim, Yedi iklimin çiçeği, bilesin, Ben bir gün sahnede öleceğim.. Bu gece öykü de yazılmalı, Bir sahlep ortasında, Soran olursa da uykum yekte, Hele ki paragrafın başında...

Dolunaya...

    Günışığında aydınlanan semalar,  Dolunaya gebe...

Fincan Dolusu

      Yola koyuldum üç beş gündür, Adımlarımı buz kesen şu ayazda,   Omuzlarıma birikirken kardan tepecikler, Aydınlatıyor puslu sokakları, Yüreğimdeki fincan dolusu kor alev, Bense, üşümemekteyim, Yanımdan geçip gidenler azimle titrerken,  Yine de, ürpermekteyim, Koskoca caddelerin sessizliğini boğan, Şu pervasız feryadımdan,   Çiy serpilir kirpiklerime, Bakışlarım buğulanır, Efsunlu bir duman karışır nefesime, İnatla tüten, kahve misali, Sahi, Bi'kahve?..

Yarım Gönlümün Tam Gülü...

    Duydum ki sessiz sedasız uğramaktasın, Akşamüstü bulutlarınca, Meğer ondan, titrer dizlerim, Tramvayın basamağına, İlk adımını atan bir çocukça, Gerçi hoş, İlk adımlarında tramvay da titremekte, Sarsılır koltukları,  Seninle çarpan yüreğime nispetle,  Çocukluğum, tıngır mıngır ilerlemekte, Enginlerine dimağımın,   Bir an için kayboldum, Duraklardan akın eden kalabalıkta, Çiçeğim, çoktan gelmişsin bile, Kompartımanlar aşkına! Tebessümünle raks eden gamzene, Boynuna konuveren benine,  Kurban olduğum, Yarım gönlümün tam gülü, Ağustos meltemi, Haziran yağmurum...

Alınteri Döker Kalemim

    Korkarım, Gün olur da, Saçının tellerine uğurladığım, Şiirlerimi görmezsin diye, Sorarım, Kendime, Bazı zamanlarda, Okusan ne hissederdin, Hoşuna gider miydi diye, Bu ihtimalde dahi titrer kalemim, Bak, cemre düştü toprağa, Alınteri döker kalemim, Filizlenir gamzelerinde tohumları, Tebessümün değeli dimağa,   Derler ya hani,  Gün olur asra bedel, Gamzelerini düşlediğim, Bir seher vakti gelir, Demet dolusu dizelere bedel...

Şimdi Seninle Beyazıt'ta...

  Seni gördüm, meydana çıkan cadde üzerinde,  Pek bir keyifliydin, Her zaman uğradığın mekandan ayrılırken, Yine karaları çekmişsin ahu gözlerine, Kleopatravari, Şimdi nar tanesi o dudakların,   Gölge düşmüş tebessümüne, Adımlarında saydım kederini, Güneş tenine değmez olmuş,  Yine perde çekmişsin güzelliğine,   Bir telaş, Martılar kuytu kovalarken, Gün batımı uğrarken,  Süleymaniye'nin avlusuna, Şimdi seninle Beyazıt'ta,  Acı bir kahve içmek vardı... 

Akşamüstü Güncesi

    Tuhaftı yine bu rüyam da, Mahallenin aşağısında yepyeni bir kütüphane, Eh, biraz da kafeden hallice ama olsun, hoş, Henüz akşamüstü bile değil vakit ama, Güneş çoktan yola koyulmuş ufukta,   Zifiri bir yalnızlık saklı simalarda, Beni soracak olursan, Kar yağarken şemsiye taşıyanlaradır sitemim, Kum gibi yağan kar, uğrarken kirpiklerime, Işıl ışıl olan tek çatıydı bu kütüphane, Görsen, her odasında ayrı bir şömine, Her köşesinde ayrı bir hengame,  Sanırsın içeridekilerle birlikte taşınmış mahallenin, Tüm renkleri kütüphaneye, Sahi, sebep neydi bu neşeye? Çıtırtıları yankılanan şömineler mi? Yoksa her odadan yükselen iki tutam muhabbet mi? İçeri attığımda adımımı,  Yanaklarımı kızartıp burnumu utandıran, Tenimi buram buram okşayan, Mis gibi kokun selamladı bakışlarımı, Ne de güzel bir çatının altındayım öyle,  Tüm odalarında aynı heyecanla, Kucaklıyor yüreğimi, vuslatın,   Kapının ardındaki kış kadar keskin, Dağ kekiği gibi ferah, Reyhan kokuyor tebe...

Raks Eder Pastel Renkler

        Şafak, kızıl hüzmelerini serer,  Gölgeler kaçışır, Sarı ufka erer, Granada'da bir ara sokaktadır, Raks eder pastel renkler... -r'ler yarım kafiye.  Yeni bir hülyadan açıldı gözlerim, Yine bahçelerindeydik El Hamra'nın,  El Hamra'da olsa gerek, Çok güzeldi bahçeler, Çiçek desenliydi elbiselerin, Merdivendeki her adımında, Raks ederdi pastel renkler...

Jules Verne'den Bahsedelim..

      Bir hayranını eleştirdiğim için, Darılmış bana, Freud.. Neyse ne, bırakalım şimdi onu, Biraz da Jules Verne'den bahsedelim.. Asrın ötesinde olduğu gibi, Aynı zamanda evrenseldir de sevgilim...   En sevdiğim şarkıyı dinledim bugün, En'ler içinde birinci midir diye sorarsan, Öyle galiba diyebilirim..  Alışkanlığı olduğu üzere, yine yolunu buldu, Süzüldü iki damla yaş yanaklarımdan, Dudaklarım kilitli, hoşça kal bugün... 

Posta Kutusu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Lemi Blog

Lemi Blog
Lemi Blog