Tuhaftı yine bu rüyam da,
Mahallenin aşağısında yepyeni bir kütüphane,
Eh, biraz da kafeden hallice ama olsun, hoş,
Henüz akşamüstü bile değil vakit ama,
Güneş çoktan yola koyulmuş ufukta,
Zifiri bir yalnızlık saklı simalarda,
Beni soracak olursan,
Kar yağarken şemsiye taşıyanlaradır sitemim,
Kum gibi yağan kar, uğrarken kirpiklerime,
Işıl ışıl olan tek çatıydı bu kütüphane,
Görsen, her odasında ayrı bir şömine,
Her köşesinde ayrı bir hengame,
Sanırsın içeridekilerle birlikte taşınmış mahallenin,
Tüm renkleri kütüphaneye,
Sahi, sebep neydi bu neşeye?
Çıtırtıları yankılanan şömineler mi?
Yoksa her odadan yükselen iki tutam muhabbet mi?
İçeri attığımda adımımı,
Yanaklarımı kızartıp burnumu utandıran,
Tenimi buram buram okşayan,
Mis gibi kokun selamladı bakışlarımı,
Ne de güzel bir çatının altındayım öyle,
Tüm odalarında aynı heyecanla,
Kucaklıyor yüreğimi, vuslatın,
Kapının ardındaki kış kadar keskin,
Dağ kekiği gibi ferah,
Reyhan kokuyor tebessümün,
Ondandır her köşe başında seyre dalışım...

Yorumlar
Yorum Gönder