Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Translate

Yasal Koruma Logosu

VayLemiGencay © 2017 by Vay Lemi Gencay is licensed under CC BY-NC-ND 4.0

Önemli Açıklama!

© 2017 - 2026 Vay Lemi Gencay. Tüm Hakları Saklıdır. Bu sitedeki tüm içerikler Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International (CC BY-NC-ND 4.0) lisansı ile uluslararası koruma altındadır. Bu blogda (blogspot.com) yayınlanan tüm şiir, öykü, deneme ve diğer edebi eserlerin telif hakları münhasıran Vay Lemi Gencay'a aittir. Sitede yer alan hiçbir içerik; 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca yazarın yazılı izni olmaksızın kısmen veya tamamen kopyalanamaz, çoğaltılamaz, dağıtılamaz, ticari amaçla kullanılamaz veya başka dijital platformlarda (web siteleri, sosyal medya vb.) yayınlanamaz. Paylaşım ve Alıntı Şartları: Eserlerden yalnızca kaynak gösterilerek, aktif link verilerek ve eserin bütünlüğü bozulmayacak şekilde (en fazla 1-2 cümlelik) kısa alıntılar yapılabilir. Aksine davrananlar hakkında yasal yollara başvurulacaktır.

Ön Söz / Neyse ki Okumuyorsunuz

   Affedersiniz, benimle üç dakikanızı paylaşır mısınız? Tabii paylaşmak isterseniz... Farkındaysanız üç dakikanızı alabilir miyim diye sormadım. Zaman... Ne de eşsiz bir kıymet... Kendi zamanımı sizlerle paylaşmak isterim, tabii sizler de isterseniz... Bu kitabı "Neyse ki Okumuyorsunuz" ... Çünkü o kıymetli vaktinizde; sözde çok satan olarak raflarda bulunan ama - içi boş - kitapları okumayı, belki özünde edebiyat dergisi diye sunulan, aslında popüler kültür zırvası olan dergileri fotoğraflamayı, belki de tüccar zihniyetli, birkaç ahmak editörün pohpohladığı yepyeni kitaplara göz atmayı, hatta akıl ve bilgiden yoksun videolar seyretmeyi istersiniz... Bu minik kategoride bulunup kendisini elit veya entelektüel gören insancıklar, sizler bu kitabı "Neyse ki Okumuyorsunuz" ... Gelelim siz kaliteli okurlara... Bir kimseyi eleştirmenin, o kişiyi övmekten çok daha faydalı olduğuna inanırım. Güzel iltifatlar sizlere armağan olsun, ben naçizane eleştirilerinizi almak ister...

Nisan Sabahına Uyanmış...

  Sabah erkenden koyuldum yola, Sırtımda en sevdiğim hırkam, Bir de meltemin savurduğu, Boynumdan süzülen fularımla, Gözüm görmedi, Almadım bu sefer kokusunu, Her seferinde önünden geçtiğim, Fırındaki simitle çayın, Kapıldım, Hırkamı dalgalandıran melteme, Daha sana kavuşamadan, Getirdi kokunu, yüreğime, Parka vardım nihayet, Kavuştum sana, Şimdi sen, Nisan sabahına uyanmış bir erguvansın... Kendimi tutamadım, İçime çektim kokunu, Ama kıyamadım, Çiçeklerini okşamaya, Rüzgar kıskanmış olacak ki, Kopardı seni ağaçtan, savurdu toprağa, Dayanamadım, Göğsüme iliştirdim seni, kibarca...  Şimdi sen, Nisan sabahına uyanmış bir erguvansın...  Her bahar günü adımlıyorsam, Leylakların gölgesinde, Zülfün telindendir,   Dokunmadan geçemiyorsam, Hanımelinin çiçeklerine, Gamzesi narin tebessümündendir, Bilesin; Çünkü sen, Nisan sabahına uyanmış bir erguvansın...   Dipnot: Bu şiir, Sıyrık Dergisi 6.sayıd...

Aynalar

  Kalbimde güzellik görmediğimden beri, Aynalara bakmayı bıraktım, Bilesin; ben hep aynalara bakarım...

Dantel Sererim Kalemlerime

  Dantel sererim kalemlerime, Baharı karşılayan ev hanımı telaşıyla, İlham gerekmezdi dizelerime, Sen gelmeden önce gönül kapıma, Saçlarında hanımeli dans ediyor, Henüz Ocak sona ererken, Gamzelerin yüreğime neşe sunuyor, Çorbamızın dumanı ocakta tüterken, Belki farkında değilsin ama, Kimi zaman, küt saçlarının uçlarında, Zeki Müren ezgileri geziniyor,  Kimi zaman da P!nk,  Oh Tanrım! Bazı zamanlar ise, Mahmut Tuncer'i görür gibi oluyorum... Hasretinden yaktım kalbimi, O günden beri,  Odunlar biriktiriyorum, Torosları aşıp geldiğinde, Ahşap parkelerde dans edersin diye, Bilir misin?  Aslında ağaçları çok seviyorum, En çok da meşeleri, Ömrü geçip yittiğinde,  Kuğu misali,  Ayaklarınla üstünde süzülürsün diye, Sen geldin ya, Kış günü çiçekler dolanır oldu rüzgarlarda, Şimdi sen geldin ya, Kök,  Sümbül ile hanımeli, Gök, Leylak ile erguvandır bana...

Profitekol

  Her tebessümünde, Bir Yalın şarkısı çalınıyor, Dizeleri serpiliyor sanki gamzelerine, Hep de otobüste denk geldim sana, Olur da bir kez daha görürsem, Vuslatını kaçırmayayım diye, Koşuyorum duraklara, Mirkelam'dan hallice... Ve şu an, Yalnızca üç kez gördüğüm, Çiçek bahçesi misali, Yüzünü unutmaya korkuyorum... Hoş, Dolunayı aydınlatan siman, Öylesine büyüleyici ki, Unutuyorum da... Her defasında unutsam da, Aynı hayranlıkla seyrettiğim, Tek bir sahne var; tebessümün... İsmini dahi bilmediğim için, Profitekol diyeceğim bu şiire, Profiterol gibi tatlı, o mağrur bakışlarını, Protokolü çağrıştıran, O heybetli çehreni hatırlattığı için, Hep daha erken çıkıyorum duraklara, Dolunayı aydınlatan simanı, Olur ya, göremem diye korkuyorum en çok da, Her otobüsü, aynı hasretle bekler oldum, Sen varlığımdan bihaber olsan da...   Dipnot: Bu şiir, Sıyrık Dergisi 5.sayıda yer almaktadır.  

Farkındalık ve Salt Paradoksu

Sosyal medyada duyurusunu yaparken, kitabımdan için, uzun süredir yazmaya çekindiğim eser diye bahsettim. Başlamadan önce bu söylemime biraz değinmek istiyorum. Bu çekincemin sebebi bir şeyler yazmaktan imtina etmek veya yanlış anlaşılma endişesi taşımakla falan alakalı değil. Esasında bu endişede, kendi değişimimden bahsederken, öncesine dair kendimi tam olarak da keşfetmemiş olmam etkili oldu. Fakat tıpkı şimdi olduğu gibi, bundan sonraki süreçte de içim rahat olacak. Çünkü yaşı, düşünce yapısı, yaşantısı vs. ne olursa olsun kimse, ama hiç kimse kendisini tam anlamıyla keşfedemez. Hah tamam işte ben buyum veya ben oldum ya vs. dediğiniz anda, ya yeni bir şey keşfedersiniz, ya da çok büyük bir hayal kırıklığına uğrarsınız. Ben buna inanıyorum, yanlış düşünüyor da olabilirim ama bu inancım, bana müthiş bir özveri kazandırdı. Fernando Pessoa 'nın, " zeka dolu hiçbir fikir, içine bir parça aptallık karışmadıkça genel kabul görmez. " sözünden yola çıkarak, bu fikrimin genel...

Pijama Teorisi Hakkında

     Neden Pijama?    İnsanlar en samimi anlarını; uyumadan hemen önceki yani başını yastığa koyduğu zamanda yaşıyor bana göre. Kendilerine dair en içten ve dürüst değerlendirmeleri, eleştirileri, fikirleri de o zaman diliminde üretiyorlar diyebilirim. Kendimden örnek verecek olursam; Tram'vay! isimli kitabımda yer alan tüm şiirler, gerçekten de içime sinen ve çokça benimsediğim şiirlerdir. Üstelik neredeyse hepsini de gecenin bir yarısı, yatağımda uzanırken ve tam da uyumak için odama çekildiğimde düşünüp kaleme aldım. İlham perilerim pijamalarımı seviyor olsa gerek. Fernando Pessoa 'nın, " gündüz, hiçbir şeyim; gece, kendimim. " söylemi de konuyu özetler nitelikte. Pijamalarınızla okumanızı rica ederken de, en samimi halinizle; şüpheden, endişelerden ve olumsuz anlamda beklentilerden uzak bir şekilde okumanızı isterim aslında. İsterim çünkü; hemen hemen tüm denemelerimi, bu Pijama Teorisi ile kaleme alacağım. Öte yandan, kitaplarımı yazıp paylaştığı...

Posta Kutusu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Lemi Blog

Lemi Blog
Lemi Blog