Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Translate

Yasal Koruma Logosu

VayLemiGencay © 2017 by Vay Lemi Gencay is licensed under CC BY-NC-ND 4.0

Önemli Açıklama!

© 2017 - 2026 Vay Lemi Gencay. Tüm Hakları Saklıdır. Bu sitedeki tüm içerikler Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International (CC BY-NC-ND 4.0) lisansı ile uluslararası koruma altındadır. Bu blogda (blogspot.com) yayınlanan tüm şiir, öykü, deneme ve diğer edebi eserlerin telif hakları münhasıran Vay Lemi Gencay'a aittir. Sitede yer alan hiçbir içerik; 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca yazarın yazılı izni olmaksızın kısmen veya tamamen kopyalanamaz, çoğaltılamaz, dağıtılamaz, ticari amaçla kullanılamaz veya başka dijital platformlarda (web siteleri, sosyal medya vb.) yayınlanamaz. Paylaşım ve Alıntı Şartları: Eserlerden yalnızca kaynak gösterilerek, aktif link verilerek ve eserin bütünlüğü bozulmayacak şekilde (en fazla 1-2 cümlelik) kısa alıntılar yapılabilir. Aksine davrananlar hakkında yasal yollara başvurulacaktır.

NkO - 14 / Mendil

   Muhsin, sabahın erken saatlerinde dükkanı açıp çalışanları beklemeden temizliğe koyuldu. Her zamanki gibi kitap kokusu sarmıştı sahafı. Aklına esen ilk türküyü mırıldanırken pencereye çevrildi bakışları. Dışarıda esen rüzgardan daha hızlı kesildi neşesi. Dükkana girerken dikkat etmemişti, karşı kaldırımda oturup mendil satan çocuğa. Süpürgeyi bir kenara bırakıp arka taraftaki ofise geçerek oradaki büyük poları aldı. Merdivenlerde üç yıldır yanında çalışan Adem'e rastladı.  " Adem evladım, yerleri süpürüyordum yarım kaldı. Sen devam eder misin, hemen geleceğim. " " Olur tabii ustam, sen niye zahmet ettin ki hem? " diye sorarken anlam veremeyerek polara bakıyordu. " Hadi, hadi, lafa tutma beni. " Koca sokaktan tek tük kimseler geçiyordu bu saatte. Gözü kör olmayasıca Mart! Nasıl da soğuktu... Hiçbir şey demeden usulca poları, çocuğun sırtına örttü Muhsin. " Teşekkür ederim Amca. " " Ne kadar bakalım mendiller paşam? Adın ne senin? ...

İyi Hatırlarım...

  İyi hatırlarım, Eskiden ayın sadece yarısı Aydınlık olurdu, Tebessümünü gördü göreli, Dolunaya da bürünür oldu...   Seviyorsam akşamları, vazgeçemiyorsam gecelerin huzurundan, bil ki; en çok da, dolunay bana eşlik ettiği içindir. Güneşi yansıtır aslında derler, doğrudur... Lakin eksiktir bu bilgi. Bana seni yansıttığını bilmezler çünkü... İster Mart'ın Şubat'ı aratan ayazı, isterse Mayıs'ın hoyrat rüzgarı olsun. Ben en çok da, Nisan'ın tatlı mı tatlı meltemlerinde severim, dolunaya eşlik etmeyi. Tuhaftır... Hırkamı, fularımı savururken, saçlarını narince okşamaktadır o meltemler...

NkO - 13 / Mini Petit Beurre...

       Bugün dükkanı erken kapatmıştı Sahir. Geçenlerde Hande'den aldığı taba renkli, deri ceketini sırtına geçirip fötr şapkasını da taktı ve esnaf komşularına hızlıca selam vererek çarşıdan ayrıldı. Mahalle meydanına doğru giderken aklı halen, otobüste gördüğü o kızdaydı. İsminin anlamı gibi uykusuzdu Sahir, o yüzden onu düşünüp de hüzünlenme vaktini geceki yürüyüşlerine saklayabilirdi.  Salkımlı Meydan'a yaklaşırken yine bir Zeki Müren şarkısı mırıldanmaya başladı. " Erkilet güzeli bağlar bozuyor, amanın amaaan, yar yandım aman. Kirpikleri kalem olmuş yazıyor, canııım, canııım. " " Tek tek basaraaaktan. " " Bade süzereeekten. " " İnci dizereeekten. " " Gel caaanım, gel amaaan... " " Ooo Caniko! " " Ooo Aliko! " Bu güzel resital sona erince Aliko ile kucaklaştı. Sahir, tıpkı Hande'nin olduğu gibi Aliko'nun da çocukluk arkadaşıydı. Hele ki Aliko ile her görüştüklerinde, geyik muhabbetinin dibine vuru...

NkO - 12 / Kampana

   Kampana mı? Hım bu isim bir yerlerden tanıdık geliyor ama bir yandan da ilk kez duyar gibiyim sanki. Başlığı görünce böyle düşünmeniz gayet doğal ama açıkladığım zaman, bilmeyenleriniz aa o muymuş yaa? diyebilir. Farklı nesnelerde farklı terim anlamı kazansa da, bizim tercih edeceğimiz anlamıyla kampana; tramvayların genelde yolcuları uyarmak için kullandıkları zildir. Yanlış anlaşılmasın, öykünün başında terimsel bir açıklamada bulunup da sizi sıkmak değil niyetim. Fakat karakterimiz Güzide, sahibi olduğu Kampana Sahaf'a yeni gelen pek çok müşterisine bunu açıklamak durumunda kalıyor.  İyi de bu Kampana Sahaf'ın ismindeki gizem nereden geliyor diye sorabilirsiniz. Nedeni gayet makul aslında. Çünkü; saygıdeğer, hoşgörülü, açıksözlü, dürüst, sevecen, sıcakkanlı, zeki, cesur ve haliyle güzide bir şahsiyete sahip karakterimiz Güzide; sahaf dükkanıyla aynı bahçede yer alan tramvayda, kardeşi Aliş ile yaşamaktadır.   Evet, evet, yanlış duymadınız... Avrupa'da el...

NkO - 11 / Örgü Yelek

     Tin. Tin. Titin... Tintitin... Annesinin yanına oturmuştu İpek ve en sevdiği oyuncak ayısı Pamuk'la oynarken, yağmurun pencerede süzülen damlalarına baktı. Tin, tin sesleri yağmurla birlikte artıyordu ve Pamuk'un başını okşayıp sarıldığında, meraklı bir edayla gülümsedi. Annesinin bu artan ritme tepkisini merak ediyordu en çok da. Yanı başında örgü örmekle meşgul olan annesinin dizine koydu başını. İşaret parmağını, havaya kaldırıp pencereden aşağı doğru süzülen, yağmur damlası ile yarıştırıyordu şimdi de. Örgüye kısacık bir ara veren annesi, karnını gıdıklayıp elini öptü. Kahkahalara boğulan İpek, sevimli ayısını düşürmemek için daha çok sarıldı.     Annesi günden güne örgüyü tamamlamaya yaklaşıyordu. Pamuk'un elinden tutup annesinin yanına giden İpek " Ne örüyorsun anneciğim? " diye sordu merakla. " Sana yelek örüyorum kuzum, hem bak en sevdiğin, turuncu renkte. "  " Aaa... Düğmeleri de olacak mı peki? " " Sen istersen tabii olur c...

Bi'nebze

  Geceleri seviyorum. Hani üzerimizde pijamalarla, kahve içerken veya kitap okurkenki halimiz. Bununla birlikte gecenin karanlığı gibi üzerimize çöken düşüncelerimiz... Bilemem, bu vakitlerde bir boşluk, yarım kalmışlık hisseder misin? Sen dert etme şimdi bunları deseler, onu da bilemem. Lakin, yüreğinde bir boşluk hissedersen, endişe etme isterim. Çünkü senden bi'nebze kendime ayırdım... Geceleri dumanı tüten kahvem, üstüne tarçın serptiğim sahlep; bi'nebzen ile ferahlatıyor gönlümü...  Bundandır, doyamayıp da; senden bi'nebze daha bulmak için kitabımı sayfa sayfa aralayışım... Bundandır, her satır başında seni arayışım...

Ön Söz / Krizantemler

  Krizantemler ... Şiir, uzunluğu ve meşakkatleri öngörülemeyen bir yolculuğa benzer aslında. Şiirin önüme serdiği yolculuğa ilk adımımı attığımda; şu sayıda şiir yazar, sonrasında gelecek şiirlerime ikinci bir eserde devam ederim diye düşünüyordum. Naçizane serbest şiire örnek teşkil eden Tram'vay! da, işte bu ilk adımlarımı sergilemekte. Yanlış anlaşılmasın, şiirde acelecilikten imtina ederim. Fakat Krizantemler'i nitekim bir sabırsızlıkla sizlere sunuyorum.  Çünkü serbest şiirle birlikte bu eserimde sizlere, küçük düzyazı şiirlerimi de takdim etmek isterim. Bu sebeple; serbest tarzda düzyazı şiirleriyle Krizantemler , Vay Lemi Gencay 'dan sizlerle...

Posta Kutusu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Lemi Blog

Lemi Blog
Lemi Blog