Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Translate

Yasal Koruma Logosu

VayLemiGencay © 2017 by Vay Lemi Gencay is licensed under CC BY-NC-ND 4.0

Önemli Açıklama!

© 2017 - 2026 Vay Lemi Gencay. Tüm Hakları Saklıdır. Bu sitedeki tüm içerikler Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International (CC BY-NC-ND 4.0) lisansı ile uluslararası koruma altındadır. Bu blogda (blogspot.com) yayınlanan tüm şiir, öykü, deneme ve diğer edebi eserlerin telif hakları münhasıran Vay Lemi Gencay'a aittir. Sitede yer alan hiçbir içerik; 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca yazarın yazılı izni olmaksızın kısmen veya tamamen kopyalanamaz, çoğaltılamaz, dağıtılamaz, ticari amaçla kullanılamaz veya başka dijital platformlarda (web siteleri, sosyal medya vb.) yayınlanamaz. Paylaşım ve Alıntı Şartları: Eserlerden yalnızca kaynak gösterilerek, aktif link verilerek ve eserin bütünlüğü bozulmayacak şekilde (en fazla 1-2 cümlelik) kısa alıntılar yapılabilir. Aksine davrananlar hakkında yasal yollara başvurulacaktır.

No.10 / İsim Bulmacası

     Rampalı'ya vardığımızda, oradaki akşamüstü hengamesinin hala aynı olmasına şaşırmadım. Kitap arayışındaki lise ve üniversite öğrencileri, çarşı içindeki rampalı yolda trafik oluşturuyordu. Neyse ki Aslan Amca'nın dükkanı, her zaman için huzur dolu. Kahvemi yudumlarken, gelip geçen insanları seyre daldım ve beni, Aslan amca'nın sorusu kendime getirdi. "Ee, nereye açacaksın dükkanı? Dahası menüye ne koyacaksın evlat?" "Hoca Ahmet Fakıh Parkı'nın içindeki binayı satın aldım. Kahve çeşitlerinin ağırlıkta olduğu bir menü düşünüyorum. Oradaki binanın hemen önündeki açıklığa da bir şeyler düşünüyorum, sürpriz olsun." Tayfun aniden heyecanlandı. "Mekanın ismi ne olacak?" " Yirmi Adım Kahvesi diye düşündüm ama emin değilim. Aslında hepinizin fikrini alacağım bu konuda." "Eğer bu zamana gelişine illaki atıfta bulunmak istiyorsan, ismi güzel düşünmüşsün evlat. Sen önce şu kafandaki kahve konseptini bir açıkla, ismi öyle düşünelim ...

7.35 Tramvayı

    Yokuş aşağı salındım sokağa girerken, Duraktaki ahaliyi gördüm hemen dönüşte, Şehir ve doğa uykudayken, Yalnızca insanoğlu,  Kendi içinde kavga dövüşte, Gün doğumunu seyre daldım, Bulutlar süzülürken, on dört ton mavi saydım, Kaldırımdaki adımların kadar sükun bu sabah, Üstünde en güzel tonundan mavi kazak, Palas pandıras virajı alıyor, Altmış yedi model Düewag... Bir tane boş koltuk kalmamış, Ayakta da kimse kalmamış, Duraklar arası telaşı mevcut tramvayın, Körüğe yaslanıp da okuduğum, Kitaba kaçıyor bakışların, Birer saniyeden ibaret, Denk gelen üç beş bakışımız, Her seferinde aynı telaşımız, Alması temkinli, icazet... Bakışlarında merakı, gururu, hevesi gördüm, Sabrı, korkuyu, güveni de, Uykuyu, huzuru ve de neşeyi, Duygunun kaç tonu var, sayamadım yine de, Gökyüzünden onca ton kayboluyor, Her dakika, Aramızdaki boşluğa insanlar doluşuyor, Her durakta, Tuhaftır, hasretim sana en çok da, 7.35 tramvayında...   Bir veda bakışı sunamadan, Beliriverdi ineceğin dura...

232 Saat...

      Senden ayrı iki yüz otuz iki saat, Hesaplaması biraz zor, Sayması daha zordur zannımca, Şu an kaçıncı saati yaşıyorum, bilmiyorum... Biraz da o nedenle hesap ettim toplamını, Senden ayrı azı gitti elden, Çoğu kaldı... Dizelerimi ayırmak istemem, Hasretin karşıma dikilmiş bir duvar gibi yekpare, İki yüz otuz iki taştan yapılı saatlerce... Senden ayrı iki yüz otuz iki saat, Yaşaması biraz zor, Sabrı daha zordur bana kalırsa, İki yüz otuz ikiyi kolaydır yazması, Senden ayrısının ise, Pek bir ağırmış manası...

Sonbaharda Bir Akşamüstü

  Sonbaharda bir akşamüstü, Güneş, gölgemi adımlarıma sererken kaldırımda, Seni düşünürüm,  Kuruyan yaprakların hışırtısında, Sonbaharda bir akşamüstü, Rüzgar tenine uğradığında, Yüreğim ürperir zamansızca, Usul usul, Saçlarını savurduğunda, Gözlerim kamaşır dalgalarca, Sonbaharda bir akşamüstü, Kaleme aldığım dizeler karışıyor, Güneşin yorgunluğu ile rüzgarın çabası misali, Kelimeler yer bulamıyor kendilerine, Kalbimde adımlayan hisler misali, Sonbaharda bir akşamüstü...

No.9 / Jest Oldu

     Daha bir durak gitmiştik ki, tramvayda neredeyse kimsenin olmadığını fark ettim. Kar yağışını izlerken bir yandan da Walkmande, Mustafa Sandal'ın Jest Oldu şarkısını dinliyorduk. Nakaratın ardından melodi tekrarlarken aklıma bir fikir geldi. "Tramvayın arkasındaki boşlukta dans edelim mi?" İpek şaşırarak yüzüme baktı. "Sarsılınca düşmez miyiz akıllım?" "Hım o zaman hem şarkıyı dinleyelim, hem de sen bana alternatif bir klip çekersin." diyerek akıllı telefonumu uzattım. "Yaşadıklarını kayıt altına almalıyız derken, aslında böyle bir eğlenceyi kast etmemiştim." "Hadi, hadi, mızıkçılık yapma. Çok keyifli olur hem." Tabii biz şarkıya dalıp klip çekmeye çalışırken yanlışlıkla bir durak sonra indik ama olsun, jest oldu doğrusu. İki saat boyunca alışveriş merkezinde haybeden dolaştık ve daha çok dayanamayıp üst kattaki restorana girdik. Dışarıdaki buz gibi havayı izlerken sıcacık çorbalarımızı içmek çok iyi gelmişti. "Şimdi de ...

NkO - 17 / Güverte Reisi

   Yine bilindik hengame hakimdi otogara. Raf düzenleyen büfeciler, dakika başı saatini kontrol eden firma çalışanları, kafasını kaldırıp peron numarasına bakmaktan aciz yolcular ve saat kaç olursa olsun illaki uykusu olup banklara kıvrılan diğer yolcular...  Ömrü denizlerde güverte reisi olarak geçmiş Kadir, onlarca ülke görse de, vatanındaki bu tipik otogar manzarası karşısında tebessüm etmekten kendini alıkoyamadı. Yedisinden yetmişine dek dünyayı bir ömür tekrar gezse, bu manzaranın değişeceği yoktu ona göre. Otobüs perona doğru manevra yaparken saatine baktı ve deri postacı çantasıyla gazetesini de alarak ayaklandı. Koca otogarda gazete okuyan tek kişi olmak tuhafına gitmişti. Otobüste kimler kimler vardı Allah bilir. Şu gençlerin kullandığı kulaklıklardan almak gerekti aslında. Gazete okumak da olmazdı, yanındaki yolcu için. Tabii ya... Çantasında bir roman vardı nasılsa. Kitabın yazarı, yıllar önce tanıştığı iş arkadaşı Ali'ydi. Umut ettiği üzere son nefesini, bir ...

Saksıda Var Reyhan

  Saksıda var reyhan,  Demeden gündüz, gece, Durur kenarında pencerenin, öylece,   Mevsimler geçse de yeşillenir her an, Hele bir dokunmaya-gör, Salıverir güzel kokusunu, durgunluktan,   Reyhandan hallice yüreğin, Durgunluğu-nca yakın, Kokusu-nca uzak,   Reyhandan hallice tebessümün, Durgunluğu-nca ve de kokusu-nca nasıldır bilememekteyim, Çünkü bana hiç gülümsemedin...    Reyhandan hallice bakışların, Durgunluğu-nca efsun, Kokusu-nca tutkun, Saksıda var reyhan, Bir tutam huzur için,  Pek sabırlı, Elini uzatmaya-gör, Bir akşamüstü kahvesi içip Yeniden dolmalı, fincan, Zaman da şartlar kadar nazlı, Bu aralar, Aynanın göstermediği güzelliği gör, Ha bu arada, Saksıda var reyhan...

Posta Kutusu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Lemi Blog

Lemi Blog
Lemi Blog