Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Translate

Yasal Koruma Logosu

VayLemiGencay © 2017 by Vay Lemi Gencay is licensed under CC BY-NC-ND 4.0

Önemli Açıklama!

© 2017 - 2026 Vay Lemi Gencay. Tüm Hakları Saklıdır. Bu sitedeki tüm içerikler Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International (CC BY-NC-ND 4.0) lisansı ile uluslararası koruma altındadır. Bu blogda (blogspot.com) yayınlanan tüm şiir, öykü, deneme ve diğer edebi eserlerin telif hakları münhasıran Vay Lemi Gencay'a aittir. Sitede yer alan hiçbir içerik; 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca yazarın yazılı izni olmaksızın kısmen veya tamamen kopyalanamaz, çoğaltılamaz, dağıtılamaz, ticari amaçla kullanılamaz veya başka dijital platformlarda (web siteleri, sosyal medya vb.) yayınlanamaz. Paylaşım ve Alıntı Şartları: Eserlerden yalnızca kaynak gösterilerek, aktif link verilerek ve eserin bütünlüğü bozulmayacak şekilde (en fazla 1-2 cümlelik) kısa alıntılar yapılabilir. Aksine davrananlar hakkında yasal yollara başvurulacaktır.

NkO - 6 / Bi'sufle?

   Ne Paris'teydim, ne de Floransa'da... Yine de ilk oyunumu yazmak için, sıklıkla uğradığım pastanenin yolunu tutmuştum. Yıllarımı sanata, tiyatroya, sahnelere vermiş bir sanatçıydım sonuçta. Bir oyunu kaleme almak, elbette benim de hakkımdı. Buna benzer düşüncelerle hızla yürürken, umduğum gibi pek az kişi vardı pastanede. Sahibi Ziya Usta, kendimi bildim bileli burayı işletirdi. İçeri girmeden önce, omzumda biriken karları silkeleyip kapıyı açtım. Ziya Usta, her zaman yaptığı gibi okuduğu dergiden - ki bu genelde gazete de olurdu - kafasını kaldırıp içtenlikle gülümsedi. " Ooo, hoş geldin Münir. Buyur, ne arzu edersin? " Buranın özellikle sufle tatlısı enfesti ama bu kez kahvenin yanında muhallebi siparişi verdim. Tatlımı yiyip kahvemi içerken, yeni oyunların tekstlerine çalışmama alışkındı Ziya Usta. Fakat bu kez yanımda getirdiğim bilgisayarımı görünce meraklandı. " Münir, hayırdır evladım? İnternetin şifresini ister misin? " " Yok ustam yok. Oyun ...

Yere Batsın Sarnıçları

    Geçenlerde kahvenin önünde, Freud haksız olur mu hiç? Diyordu, maskesi çenesinde gezen bir dangalak,   Yine adımlıyorum kaldırımlarda, Geçerken kahvenin önünden, Kurcala hileli zarları, malum, Diyor bir üstat, kulaklığımda,   Gönül sarnıçlarla dolu, Ne çok kötülük vardır orada, Berrak suları kirletebilen, Batsa ya yere, sarnıçları,   Yine hayattan yemiş golü, Ne çok yargı saklıdır orada, Ahu gözleri köreltebilen, Batsın yere, sarnıçları,   İçerisinde şaşırmış yolu, Kaç figüran sinek avlıyor orada,  Sahne ışıklarıyla sersemleyen, Yere batsın sarnıçları... 

NkO - 5 / Okuma Hobisi!

       Hırkasını sırtına geçirip fularını da boynuna dolarken, bir an için durdu Sahir. Daha yeni çiseleyen yağmur, pencereye vuruyordu. Vestiyerdeki kahverengi fötr şapkası ve sarı şemsiyesi, kendisine kavuşmak için sabırsızlanıyordu sanki. Çantasını da omzuna geçirdikten sonra yola koyuldu. Rüzgarla birlikte hafifçe yüzüne vuran yağmurun tadını çıkararak şemsiyesini açma gereği duymadı ve kısa bir yürüyüşün ardından kütüphaneye ulaştı. Bir an evvel rafların arasında kitaplara dalma ümidiyle, daha önce okuduğu kitapları teslim etmekte aceleci davrandı. Görevli memura selam verip kendinden emin adımlarla okuma salonlarından birine girdi.  O vakte dek çevresindeki insanlara dikkat etmedi, hoş, genelde de pek dikkat etmezdi gerçi. Bakınca bir de ne görsün? Kimileri telefonla konuşmak için koridora kaçıyor, kimileri de elindeki kitabın fotoğrafını çekmeye uğraşıyordu. Kütüphanede kitaplarla haşır neşir olan sadece kendisiydi sanki. Öyle ki, salon görevlisi bile kul...

Bir Kapı Açılır

  Bir kapı açılır, Sen gelirsin belki,   Naçizane hayallerim,  Derince hislerim, Umutlarım mevcut, elindeki tepside, Özenle bırakırken masama, Narin tebessümüyle, Papatyalar mevcut parmaklarında,   O kapı hep açıktır, Gireceksen şayet içeri,   Papatyalarla dansa koyulmuş, Zülfün kokulu hanımelleri, Belli ki, dokunmuşsun kakülüne.. Ağustos'un ortasında şaşkındır Akdeniz,  Sicilya'sı dahildir, ve de Cezayir'i,  Bahar ferahlığı konmuş yüzüne, El Hamra'dan bir bahçe misali...    

İçimizdeki Şeytana Dönüş

      Bir şeytan, nasıl bu kadar güzel olabilir?   Bunu ilk defa itiraf ediyorum ama uzun yıllardır iyi bir hayata sahip olacağımı, mutlu olacağımı düşünmüyorum. Bunlara dair umudumu yitirdim ve bunun içindir ki umursamıyorum. Yeni biriyle tanışırken pek çok tereddütlerim oluyor mesela. Bir kadını mutlu edemem. Sevilecek bir adam değilim, hiçbir zaman da öyle birisi olmadım. Çünkü bir kadına verebilecek bir şeyim yok, onunla hayatımı paylaşacak umutlarım yok. Bana huzur veren hayallerim de bir bir uzaklaşıyor doğrusu.     Bu sitemime tekrardan değinirim belki ama şimdi başka bir konuda hayıflanacağım. Ömrüm boyunca çoğu kez, kendimi layıkıyla ifade edemediğimden hayıflandım. Bunun sebepleri olarak; kimi zaman sert ve soğuk da denilebilecek mizacımı, kimi zaman diksiyonumdaki kusurları, kimi zaman da düşüncelerimi hızlıca kelimelere aktaramadığımı örnek göstermişimdir. Öyle ki, telefonda konuşmaktan bile hiç hoşlanmam. Şimdi düşünüyorum da, nitek...

Karpuz Tarlasında Bir Çiçek

  Güç bela haziranı aşmakta Güneşten saklanırken  Karpuz tarlasında bir çiçek,  Koca koca karpuz gölgelerinde Temmuz kapıya dayanırken Gelmesin aklınıza  Öyle alelade bir çiçek Çünkü bizimkisi  Karpuz tarlasında bir çiçek  Her karpuzun yaşını da bilir  Kilosunu da,  Her birine çekirdeklerince  Kıymet verir,  Sorsanız çekirdekler tanrıçasıdır kendileri..  Gelmesin aklınıza  Öyle alelade bir çiçek  Çünkü bizimkisi  Karpuz tarlasında bir çiçek  En çok da son dilimlerini Sever karpuzların,  Hele ki o son dilimi,  En ortadaki al yanaklı,  Pamuk mu pamuk,  Pufuduk bir dilimse... 

NkO - 4 / Aynadaki Körlük

   Tartışma sırasında kendi çaresizliğini gizlemeye çalışan erkek, sen zaten kafanda kurmuşsun bunları, gibisinden çıkışır kadına. Erkeklerin bilmediği şey; kendilerince - kurma - diye adlandırdıkları zihinsel eylemin, aslında kadınların karmaşık zihin yapıları için rutin bir işlem olduğudur. Gerçi bunu fark edebilmiş olsalar, kadınları anlayabilirlerdi bir nebze. Farkındalıktan yoksun erkek için daha acınası olan detay ise; kadınların bu rutin işlemi, sanıldığı gibi kendi içlerinde saklamayıp, çoğunlukla dışa yansıtmalarıdır. Bunu bazen sözleriyle, bazense tavırları, hatta bakışlarıyla ifade ederler. Unutulmasın ki, kadın erkeğin aynasıdır. Erkek ise çoğu kez, aynada kendisini göremeyecek kadar kördür. Çünkü aynaya bakmaya, şahsiyet gerek. O da ne demek diye düşünüyor olabilirsiniz şimdi. Hani sizin şu kendi jargonunuzda adamlık dediğiniz sıfat var ya, hah işte o ama çok daha kapsamlısı...

Posta Kutusu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Lemi Blog

Lemi Blog
Lemi Blog